| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
blogmedya

sık kullanılanlara ekleyin habersiz kalmayın

musâmere

musâmere
http://musamere.blogcu.com
**" SOSYAL GÜVENLİK KAVRAMININ TANIMI VE SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMLERİNİN AMAÇLARI Sosyal güvenlik bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan fiziksel ve sosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini azaltmak ve kişilere sağlıklı ve asgari bir hayat standardını garanti edebilmek olarak tanımlanabilir. Diğer bir deyişle, sosyal güvenlik insanların bulundukları toplumlarda insan onuruna yakışır bir şekilde, başka insanlara muhtaç olmadan yaşamalarının ve kişisel özgürlüklerinin teminatıdır. İnsanlık tarihinin her döneminde, bireyler kendilerini bir takım risklere karşı korumak ihtiyacı duymuşlardır. Bu anlamda sosyal güvenlik kavramı insanlık kadar eski bir olgudur ve tarih boyunca toplumsal hayatın önemli bir parçası olmuştur. Deniz Olurum Bir çocuk olurum bazen, Annemin elinden sıyrıldım mı Koşmaya başlarım yağmur birikintilerinin içinden Annemin kızmalarına inat. Bir lise talebesi olurum bazen, İlk sigaramı içer, biramı yudumladım mı değme keyfime Ne dert kalır ne tasa sevdiğim kızdan başka... Evinin ekmek derdine düşmüş bir işçi olurum bazen, Ha unutmadan arada bir de, 1970’lere gider solcu olurum, devrim yaparım zannımca, Ceset olurum dar ağaçlarında Kan olurum damarlarda Su olurum çöllerde Aşk olurum sevdalı gönüllerde Bir de şair olurum yanık yüreklerde. Atatürk olurum kurtuluş savaşında Ahmed Arif olurum şiire hasretlerde Mecnun olurum aşık gönüllerde Deniz gezmiş olurum Gemerek’te, Şarkişla’da Bir de yanarım Madımak’ta, Sivas’ta... Deniz Toprak PC görünüşlü, Mac duruşlu sevdiğim Yaşanılanları Kontrol-S ile kaydedip, Kontrol-Z ile geri yaşıyorum Ben sevdamı download edip masaüstüne alıyorum. En çokta ekranı kapladığın o anı özlüyorum Italik yürüyüşlüm, Bold bakışlı sevdiğim... Öyle bir halt yedim ki, sakın affetme beni Simge durumuna küçült, saatlerce beklet beni Tüm sistemlerimi çökert, Ziple sıkıştır ve parçala Alt F4 ile kapat, Shift ile değiştir beni Kedinin mousela oynadığı gibi oyna, Manzaralı mouse pedinde gezdir beni Yeni bir pencere açalım ve unutalım her şeyi Geri dönüşüm kutusuna gönderelim maziyi Kısa yol oluştur fazla bekletme bu seveni En çok Flash Animasyonlu halini özlüyorum PC görünüşlü, Mac duruşlu sevdiğim Kalpten kalbe bağlantım bağlantısı yapılır Kapanır kapılar, ağa oturum açılır Sevdamız monitöre saniyelerle yazılır Disconnect olursam beni yine arar mısın? Masaüstünde bulamazsan belgelerime bakar mısın? Yokluğunda erişim paketi teselli olmasa da Değişiklikleri kaydedip, yeniden bağlanır mısın? Herkesi sen,.....dostun mu sandın,......belki ol..............ağyâr olur. Sadıkâne,.........belki ol...................... âlemde bir.........didâr olur. Yâr olur,...........ağyâr olur,.................didâr olur,.........serdâr olur.Sanma şâhım,...herkesi sen................sadıkâne...........yâr olur. promosyona hayır! öz hâkiki indirim indirin!!! promosyona hayır! sözde değil ÖZ'de indirim indirin!!! Bir Kuruş'un Hâk'kını Aramak İçin Alan Râzı Satan Râzı"**



REKLAMSIZ KESİNTİSİZ SİNEMA KEYFİ TRT 1 HER ÇARŞAMBA SAAT:20:30

 
Feb
22
    
aruz | 22 Şubat 2008 21:27 | etiket: ,  

 

Hillary y Obama, enfrentados por Cuba

Días antes de la votación en Texas y Ohio, los demócratas expresaron sus posiciones y proyectos en televisión; fue un debate clave para el futuro de la ex primera dama

Viernes 22 de febrero de 2008 | 09:08 (hace 9 horas 20 minutos)

 

AUSTIN, Texas (AP).- Hillary Clinton y Barack Obama se enfrentaron anoche en otro debate televisivo en el que quedaron plasmadas sus diferencias.

Entre otras cuestiones, ambos precandidatos demócratas expresaron sus posiciones sobre Cuba a raíz de la renuncia de Fidel Castro, anunciada esta semana.

El senador dijo que se reuniría “sin precondiciones" con el nuevo presidente, mientras que Clinton le refutó que un encuentro de ese tipo socavaría la capacidad de evaluación del tipo de gobierno que se estaría implantando.

Obama había dicho anteriormente que se reuniría con Fidel Castro y los líderes de países como Irán y Corea del Norte para hablar de una nueva era de relaciones, posición que reiteró: "Debemos reunirnos no sólo con nuestros amigos sino con nuestros enemigos".

Indicó que si gana la presidencia y se instala en la Casa Blanca en enero de 2009 tendrá en cuenta que Estados Unidos "tiene una oportunidad de cambiar potencialmente sus relaciones con Cuba" después de más de medio siglo de aislamiento y ruptura diplomática.

"Yo me reuniría sin precondiciones", dijo Obama aunque, aunque indicó luego que coincidía con Clinton en que debería haber una preparación para el encuentro.

En otro momento del debate, Clinton acusó a Obama de plagio político y dijo que representaba un "cambio que se puede fotocopiar".

Obama rechazó el cargo y aseveró: "En lugar de atacarnos deberíamos estar levantando el país".

Fue un pasaje ríspido en medio de un debate por lo general amable en los días que preceden a las primarias del 4 de marzo en Texas y Ohio, y en las que Clinton se jugará a todo o nada para conservar las esperanzas de obtener la candidatura.

Obama se apuntó ayer otra victoria ante Clinton al obtener el 65% de los votos emitidos en el exterior, mientras que su rival republicano John McCain enfrentaba un temporal por denuncias por una relación amorosa con una lobbista.

Inmigración. También abordaron la problemática de la inmigración. Ambos indicaron que el muro creó divisiones en Estados Unidos y que bien pudo haberse estudiado la posibilidad de emplear recursos tecnológicos que pudieran cumplir incluso mejor papel que levantar la barrera física.

Clinton dijo que suspendería las redadas de inmigrantes indocumentados en viviendas y empresas porque han creado "una gran dosis de terror y ansiedad en la comunidad hispana".

Mala racha. Hace ya más de dos semanas que Clinton no gana una sola primaria o "caucus".

Sus últimas victorias las obtuvo el 5 de febrero, en el "supermartes", cuando triunfó en nueve estados, entre ellos algunos de los más importantes, como California, Nueva York, Nueva Jersey y Massachusetts. En esa ocasión, Obama ganó en 13 estados.

Obama cuenta ahora con 1358 delegados, contra 1264 de Clinton. Hacen falta 2025 delegados para asegurarse la postulación. 

 

http://www.lanacion.com.ar

 



 
Feb
22
    

 

 




 

Pakistan'da muhalefet hükümet için anlaştı

21.02.2008 22:13:00
Pakistan'da iki büyük muhalif parti, yeni hükümeti kurmak için anlaştı. Yeni hükümetin ilk işi ise Benazir Butto suikastini aydınlatmak olacak.

Suikasta kurban giden Benazir Butto'nun Pakistan Halk Partisi (PHP) ile eski başbakanlardan Navaz Şerif'in partisi Pakistan Müslüman Birliği'nin (PMB-N) liderleri düzenledikleri ortak basın toplantısında, yeni hükümeti kurma konusunda anlaşmaya vardıklarını kaydetti.
 
Benazir Butto öldükten sonra PHP'nin başına geçen Butto'nun eşi Asıf Ali Zerdari ile basın toplantısı yapan Navaz Şerif, ortak bir gündem üzerinde anlaştıklarını, hem merkezi hem de eyalet hükümetlerini kurmak için beraber çalışacaklarını söyledi.
 
Zerdari de yeni hükümetinin ilk işinin, Butto'nun suikastının arkasında kimin olduğunun ortaya çıkması için BM'den yardım istemek olacağını ifade etti.
 
PHP ile PMB-N, pazartesi günü yapılan seçimlerde parlamentoda en fazla sandalye kazanan iki parti olmuştu.



 
Feb
22
    
aruz | 22 Şubat 2008 21:22 | etiket:  

 

 

 

 

 

Putin Gürcistan’ı uyardı

21.02.2008 22:30:00
Putin’in, NATO’ya katılması durumunda ikili ilişkilerin etkileneceği konusunda Gürcistan’ı uyardığı belirtildi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, gazetecilere yaptığı açıklamada, Vladimir Putin’in, Gürcistan Devlet Başkanı Mikhail Saakaşvili ile başkent Moskova yakınlarında yaptığı toplantıda, NATO’nun genişlemesinin kendilerini endişelendirdiğini söylediğini ve böyle bir adımın Rusya-Gürcistan ilişkilerini olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunduğunu aktardı.

Bu arada toplantıdan önce bir açıklama yapan Putin, Moskova ve Tiflis arasında 2006 yılında patlak veren casusluk krizi nedeniyle kesilen hava bağlantısının yeniden açılması konusunda anlaşmaya yaklaştıklarını bildirdi.

Rus haber ajansları, Rusya ve Gürcistan ulaştırma bakanlarının, iki ülke arasındaki hava taşımacılığının yeniden başlamasına ilişkin son ayrıntıları görüştüklerini duyurdu.

 



 
Feb
22
    
aruz | 22 Şubat 2008 21:20 | etiket:  

 

 

 
Castro XX. Yüzyılın dünyasına biçim veren liderlerden biriydi
 Amerikan karşıtı siyaseti en uzun süre devam ettiren komünist lider olan Fidel Castro, 1926 yılında zengin, toprak sahibi bir ailenin çocuğu olarak doğmuştu. Havana Üniversitesi'nden avukat olarak mezun oldu.
XX. Yüzyılın en ilham verici devrimlerinden biri Küba Devrimi oldu
 1953 yılında Devlet Başkanı Fulgencio Batista rejimine karşı silahlı mücadele başlattı. 1956’da Che Guavera ve küçük bir grupla gerilla savaşı verdiler. 1959 yılının ilk gününü gösterdiğinde Batista rejimini devirmiş ve iktidarı ele geçirmişlerdi.
Bazılarına göre adalet ve dayanışmanın simgesi, bazıları onu 'diktatör' sayıyor
 Fidel 1961 yılındaki Domuzlar Körfezi Çıkarması'ndan sonra Küba’yı sosyalist devlet olarak ilan etti. ABD, Küba ile ticari ilişkilerini kesti; Küba ise Sovyetler Birliği ile bu ülkede rejimin yıkılacağı 1991 yılına kadar sıcak ilişkilerini sürdürdü.

 



 
Feb
22
    

 

Belgrad'daki şiddet olayları tepkiyle karşılandı

22.02.2008 21:45:00

ABD, Belgrad'da göstericilerin Kosova'nın bağımsızlığını tanıyan ülkelerin elçiliklerine saldırması ardından Sırp hükümetini halkı kışkırtmakla suçladı. Gelişmeleri izleyen BM Güvenlik Konseyi de, Belgrad'da büyükelçiliklere yapılan saldırıları şiddetle kınadı. Sırbistan Başbakanı Voyislav Koştunitsa ise 21 Şubat akşamı Belgrad'da meydana gelen şiddet olaylarını kınayarak, bunun ülkesinin Kosova'nın bağımsızlık ilanına karşı çıkma çabalarına doğrudan zarar verdiğini söyledi.

Beta ajansının haberine göre, Sırbistan Başbakanı Koştunitsa yayımladığı açıklamada, 'Şiddet olayları ve tahrip etmeler, ulusal çıkarlarımızı ve devletimizin çıkarlarını korumak için mücadelemize doğrudan zarar veriyor. Bir kukla Kosova devletinden yana olan herkes, Belgrad'daki şiddet olaylarını görünce seviniyor' dedi.
 
Koştunitsa, 'Tüm vatandaşlara bir kez daha, Sırbistan'ın çıkarına zarar verecek olaylardan kaçınmaları için çağrıda bulunuyorum' ifadesini kullandı.
 
Dünkü olaylarda bir canın kaybedildiğini ve herkesin birlik olmasının Sırbistan'ın ve kendi bölgeleri olarak bahsettiği Kosova'nın çıkarına olacağını söyleyen Koştunitsa, Sırbistan'ın dünkü büyük mitingle Kosovave kendisine karşı uygulanan şiddet konusunda ne düşündüğü ortaya koyduğunu belirtti.
 
Koştunitsa, 'Sırp gençliği, Sırbistan'ın hukuk, adalet ve özgürlükten yana olduğu ve Batılı ülkelerin güce dayalı siyasetini reddettiği mesajını vermiştir. Sırbistan, şu anda Kosova'yı savunarak demokratik dünyanın değerlerini savunduğunu göstermektedir. Bu Kosova, Sırbistan demektir' diye konuştu.
 
Sırp Başbakanı açıklamasında, dün akşam aralarında Türk diplomatik temsilciliğinin de bulunduğu büyükelçiliklere saldırılarla ilgili yorumda bulunmadı.
 
Dışişleri Bakanı da kınadı
 
Sırbistan Dışişleri Bakanı Vuk Ceremiç, ABD'nin Belgrad Büyükelçiliği'ne düzenlenen saldırıyı kınadı ve bu tür eylemlerin, aşırıların yaptığı kabul edilemez ve esef verici eylemler olduğunu söyledi.
 
Ceremiç, 'Aşırı gruplar Sırbistan'ın yurtdışındaki imajına zarar veriyorlar ve bu kişiler Sırbistan halkının ortak hislerini temsil etmiyorlar' diye konuştu.
 
Vuk Ceremiç, Sırbistan hükümetinin, söz konusu şiddet eylemlerine Belgrad caddelerinde ve Sırbistan'ın herhangi bir yerinde izin vermemek konusunda son derece kararlı olduğunu vurguladı.
 
BM'den saldırılara kınama
 
Gelişmeleri dikkatle izleyen BM Güvenlik Konseyi de, Belgrad'da Kosova'nın bağımsızlığını tanıyan büyükelçiliklere yapılan saldırıları şiddetle kınadı.
 
Konseyin dönem başkanı Panama'nın BM Daimi Temsilcisi Ricardo Arias tarafından gazetecilere okunan Konsey bildirisinde, 'Konsey 1961 tarihli Viyana Sözleşmesi de dahil olmak üzere tüm uluslarası anlaşmalarca garanti altına alınan diplomatik temsilciliklerin dokunulmazlığı ilkesi ve büyükelçilik binalarının korunması için hert ürlü önlemin ev sahibi ülke tarafından alınması yükümlülüğünü anımsatmak istemektedir' denildi.
 
Konsey, bu kapsamda Sırp yetkililer tarafından, saldırıların ardından ülkede asayişi sağlamak, diplomatik personel ve mülkiyeti korumak için alınmakta olunan adımları memnuniyetle karşıladığını da bildirdi.
 
ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Zalmay Halilzad, ülkesinin Belgrad'daki büyükelçiliğine yapılan dünkü saldırıdan büyük rahatsızlık duyduklarını, Konsey'in saldırıları kınaması için derhal harekete geçeceğini belirtmişti.
 
Kosova meclisinin Sırbistan'dan bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Kosova'yı tanıyan ABD, Türkiye, İngiltere ve Hırvatistan'ın Belgrad'daki büyükelçiliklerine yönelik çeşitli saldırılar düzenlenmişti.

ABD konsolosluk kapattı
 
ABD'nin Saraybosa Büyükelçisi Charles English, Sırbistan'ın başkenti Belgrad'daki büyükelçiliklerinin dün saldırıya uğramasının ardından Bosna Sırp Cumhuriyeti'nin başkenti Banya Luka'daki Amerikan konsolosluğunu geçici olarak kapattığını bildirdi.

AB kınadı

Avrupa Birliği olayı kınarken, Sırp yetkililere dış ülke elçiliklerini ve kurumlarını korumadığı takdirde ilişkilerin zarar göreceği uyarısında bulundu.

AB'nin dış politika şefi Javier Solana, Belgrad'daki şiddet olaylarının ükeye hiçbir faydası olmayacağını belirtti.

 



 
Feb
22
    
aruz | 22 Şubat 2008 21:16 | etiket:  

 

Clinton'nun çekilmesi konuşuluyor.

 

Obama-Clinton: TV'de tartıştılar

22.02.2008 13:53:00

Obama ve Clinton televizyonlardan

canlı yayımlanan bir tartışma

programında karşı karşıya geldi.


Teksas'ta yapılan tartışmada Clinton,

dış politika konularında, Obama'yı Küba

ve İran gibi ülkelerin liderleriyle ön

koşulsuz görüşmeye hazır olduğunu

söyleyerek eleştirdi.

 

 

Obama ise, yeni ABD başkanının bu gibi

ülkelerle ilişki kurabilmesi gerektiğini

söyledi.

 

Clinton, Obama'nın konuşmalarında

başkalarının cümlelerini kullanarak

intihal yaptığı suçlamalarını da

tekrarladı.

Tartışmada sağlık hizmetleri, göç ve

ekonomi konuları da ele alındı.

 

BBC muhabiri Justin Webb, doksan

dakikalık tartışma boyunca hiçbir

adayın birbirlerine üstünlük

sağlayamadıklarını belirtiyor.

 

 

Barack Obama, son olarak ülke

dışındaki Demokratların seçimlerinde de

önde çıkmıştı.

 

 

Böylece, Hillary Clinton karşısında peş

peşe on birinci zaferini kazanmıştı.

 

Teksas'ta ve Ohio'da gelecek ay

yapılacak ön seçimler, Demokratların

başkan adayının belirlenmesi açısından

büyük önem taşıyor.

 

 

Hillary Clinton'ın 4 Mart'ta yapılacak

seçimleri de kaybetmesi halinde,

adaylık yarışından çekilebileceği

belirtiliyor.

 

Ağustos ayında Demokrat Parti

kongresinde yapılacak olan adaylık

seçimini garantilemek için 2025

delegeye ihtiyaç duyuluyor.

 

Associated Press'in tahminlerine göre,

Obama en az 1353 delege kazanmış

durumda.

 

Clinton'ın ise 1264 delegesi var.

 

Teksas ve Ohio'nun toplam delege

sayısı 334.

 



 
Feb
12
    

Zenginlik içinde sefalet
 
12 Şubat 2008 Salı 17:58
 
Birleşmiş Milletler, 4 milyon Iraklının karınlarını doyurmak için mücadele verdiğini açıkladı
Birleşmiş Milletler yetkilileri, petrol zengini Irak'ta büyük bir ekonomik büyüme olmasına rağmen, 4 milyon
 
 
 
 
 
 
Iraklının karınlarını doyurmak için mücadele verdiğini, 27 milyonluk ülkenin yüzde 40'ınınsa temiz su kaynaklarından mahrum olduğunu açıkladı.
 
 
 


BM'nin Irak'taki insani işler koordinatörü David Shearer, "4 milyon Iraklı, ertesi gün masalarında yemek olup olmayacağını bilmiyor"
 
diye konuştu.
 
 


Shearer, son dönemde şiddet olaylarının azalmasıyla birlikte, 36 bin Iraklının evlerine dönebildiğini, ancak Irak'ın hala yabancı yardım görevlileri için
 
 
çok tehlikeli olduğunu kaydetti.

Yıllık ekonomik büyüme oranı yüzde 7 civarında olarak açıklanan Irak'ta, 2 milyondan fazla kişi çatışmalar nedeniyle yaşadığı yeri terk etmek
 
zorunda kaldı ve iki katı insan açlıkla mücadele ediyor. Çok sayıda Iraklının da işsizlik nedeniyle geçim sıkıntısı çektiği belirtiliyor.

 
 
Kaynak:


 
Feb
12
    
aruz | 12 Şubat 2008 22:28 | etiket:  
Diyarbakır'dan Nobel adayı sosyolog
Çocuk istismarı üzerine çalışmaları Aslan Özdemir'i Nobel adaylığına taşıdı.

12.02.2008 18:06

Diyarbakır'da özel bir kurumda çalışan Sosyolog Aslan Özdemir, çocukların cinsel istismarı konusunda yaptığı çalışmanın Uluslararası Psikoterapi ve Meditasyon Kongresi tarafından Nobel'e aday gösterildiğini açıkladı.

Özdemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Güneydoğu'da önceki yıllarda yaşanan kız çocuklarının yoğun intihar olayları konusundaki çalışmalarda kendisinin de yer aldığını belirterek, daha sonra bu intiharların bir kısmının aile içi ensest ilişkilerden kaynaklandığını fark ederek, bu konuda çalışmaya başladığını söyledi.

O dönemde yaptığı çalışmaların uluslararası basında da yer aldığını, bu nedenle 1-3 Şubat 2008 tarihinde İsviçre'nin Neuchatel kentinde 3'üncüsü yapılan Uluslararası Psikoterapi ve Meditasyon Kongresi'ne davet edildiğini kaydeden Özdemir, kendisinin daha çok psikiyatrist ve psikologlardan oluşan katılımcılar arasındaki tek sosyolog olduğunu bildirdi.

Ensest ilişkiler ve pedofili (çocukların cinsel istismarı) anlatılırken daha çok işin hastalık boyutu ve suç boyutunun ön plana çıkarıldığını, ancak kendisinin geleneklerin rolüne dikkat çektiğini anlatan Özdemir, ''Çalışmamda vurguladığım şey hastalık ya da suç olarak kabul edilen çocukların cinsel istismarının bazı yerlerde gelenekler tarafından suç ve hastalık olarak görülmemesiydi. Örneğin bir kız çocuğu tecavüze uğradığında genellikle aile ya kız çocuğunu öldürüyor ya da kızı tecavüz eden kişi ile evlendiriyor. Konu suç olmaktan çıkarılıyor ve bir şekilde tecavüzcü ödüllendiriliyor'' dedi.

Kongre sonucunda pedofilinin kesinlikle hastalık olarak değil, suç olarak kabul edilmesi gerektiği görüşünün kabul edildiğini belirten Özdemir, kongreden sonra toplanan konsülün kendi çalışmasının da içinde bulunduğu 11 çalışmayı Nobel'e aday gösterdiğini belirterek, şöyle dedi:

''Konsül 200 çalışma arasından 11'ini Nobel'e aday gösterdi. Aday gösterilen bu 11 çalışma içinde benim de çalışmam var. İlk kez katıldığımdan kongre sonrasında Nobel'e aday gösterilme çalışmasının varlığından haberim yoktu. Konsül açıklama yaptığında çalışmamın adaylar arasında olduğunu görünce büyük bir heyecan yaşadım. Çalışmamın, uluslararası çocuk istismarında dikkati çocuk haklarına çekmeye yönelik olması, natürel ve sosyolojik bulunması nedeniyle adaylığa uygun görüldüğü açıklandı.''


''RAKAMLAR GERÇEĞİ YANSITMIYOR''


Dünya genelinde, çocukların cinsel istismarı ve ensest ilişkiler konusundaki istatistiklerin doğruyu yansıtmadığını ifade eden Aslan Özdemir, gerçek rakamın çok daha yüksek olduğunu savundu.

Türkiye'deki istatistiklere göre her 100 çocuktan 9'unun cinsel istismara uğradığını belirten Özdemir, bu konunun toplum tarafından örtbas edilmesi nedeniyle görünen rakamın aslında gerçek rakamın çok altında olduğunu vurguladı. Sosyolog Aslan Özdemir, ''Mağdurlar ve aileler yaşanan durumları saklıyor. Örneğin benim birebir görüştüğüm bir öğrencim oldu. İlkokul boyunca sürekli öğretmeni tarafından istismara uğramıştı ve ilk olarak bana açıkladığında 20 yaşındaydı'' dedi.


''BU BİR KISIR DÖNGÜDÜR''


Çocuklara cinsel istismar suçunu işleyenlerin genellikle kendileri de istismara uğrayan kişiler olduğunun görüldüğünü de ifade eden Özdemir, yatılı okullarda erkek çocukların bunu yaşadıklarını ve kendilerinin de daha küçük ve zayıf öğrencilere aynı şeyi yaptıklarını söyledi.

Bu özelliğinden dolayı olayın bir kısır döngü halinde yaşandığını belirten Özdemir, bu durumun önüne geçmek için toplumun bilinçlendirilmesi ve mağdurlar ile ailelerin konuyu saklamamaları gerektiğini bildirdi.

Aslan Özdemir, İsviçre'deki kongrede işin geleneksel boyutunu anlatması üzerine çeşitli ülkelerden örnekler verildiğini ifade ederek, şunları söyledi:

''Örneğin Nijerya'da bir kız çocuğunun 9 yaşına geldiğinde ilk kez babasıyla birlikte olduğunu öğrendik. Baba çocuğuyla birlikte olduğunda bu suç sayılmıyor, hatta toplum bunu babanın kızına karşı görevini yerine getirmesi olarak algılıyor. Bu, orada bir toplumsal olgu ve konu ne hastalık ne de suç olarak kabul ediliyor. Başka ilginç bir durum da Afrika'daki çocuk askerler. Afrika'da çocuk askerlerin yaşı 9'a kadar düşmüş durumda. Orduya alınan bu çocuklar kendi subayları tarafından tecavüze uğruyorlar. Tehdit edildikleri için bunu dile bile getirmiyorlar. Böylelikle bu fiil giderek yaygınlaşıyor.''

AA



 
Feb
12
    
 
 
 
25 BİN 324 VATANDAŞ İÇİN BU ŞUBAT ÇOK ÖZEL
 
Türkiye'de, 29 Şubatta doğan 25 bin 324 vatandaş, dört yıl aradan sonra doğum günlerini kutlayabilecekler.
 

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden alınan verilere göre, Türkiye'de kütüklere kayıtlı kişiler arasında 29 bin 460 kişi 29 Şubatta doğdu. Bunlar arasında hayatta olan 25 bin 324 kişi ise 4 yıl aradan sonra bu ay, tekrar doğum günlerini kutlayabilecek.

Dört yılda bir gelen 29 Şubatta doğanlar arasında, Türkiye ve dünyaca tanınmış isimler de yer alıyor. Ünlü ressam Balthus 29 Şubat 1908'de, sanatçı Erol Büyükburç 29 Şubat 1936'da, oyuncu Nejat İşler 29 Şubat 1972'de doğdu.

Türk tiyatrosu ve sinemasının duayeni Muhsin Ertuğrul ile ünlü şarkıcı Khaled ve Fener Rum Patriği Bartholomeos da 29 Şubatta doğanlar arasında.

DÜNYA BEKARLAR GÜNÜ
İrlanda'da ''evde kalmış kızlar'' için de 29 Şubat tarihinin özel anlamı bulunuyor. Olayın hikayesi şöyle:

''İrlandalı iki Aziz St. Patrick ve St. Bridget, evlenme teklif etme hakkını 4 yılda bir kadınlara vermiş. St. Patrick 'madem dört yılda bir, bari uzun yıllar kadınların olsun' demiş. Evde kalmış kızlar da özellikle bu 29. günü kullanır olmuşlar. 29 şubat günü de 'Dünya Bekarlar Günü' olarak tanınmış.''     

29 ŞUBAT'IN ORTAYA ÇIKIŞI...-   
29 Şubat'ın ortaya çıkışı ise şöyle:

''Bütün takvimler uzun süre güneş yılı uzunluğunun ölçümündeki ufak hatalar ya da bir yılı aylara bölerken ortaya çıkan sorunları çözemedi. Bu sorunlara, bugün kullanılan takvime de temel olacak şekilde bir cevap geldi. M.Ö. 46'da Jül Sezar, Yunan astronomu Sosigenes'in önerisi üzerine bir yılın 365 gün 6 saat olduğuna karar verdi. Buna göre, bir yıl 365 gün üzerinden hesaplanacak, kalan 6 saatler de toplanarak her dördüncü yıla 1 gün eklenecekti.

Jülyen takviminin de bir sorunu olduğu zamanla ortaya çıktı. Bu, 1 yılın gerçek uzunluğunun 365 gün 6 saat değil, bundan yaklaşık 11 dakika daha kısa olmasından kaynaklanıyordu. Bu 11 dakikalar, yıllar içinde önemli kaymalara yol açtı. 1500'lü yıllara gelindiğinde bu kayma 14 güne çıkmıştı.

1582 yılında papa 13. Gregorius, o yıldan 10 gün düşürülmesini emretti. Gregoryen Takvimi, bu tarihten sonra zamanla çeşitli ülkelerde benimsenmeye başlayarak bugünkü yaygın durumuna geldi.''


 
Feb
12
    
aruz | 12 Şubat 2008 22:20 | etiket:  
Meksika beşik gibi sallanıyor
Oaxaca eyaletinde 6.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

12.02.2008 20:57

Yerel yetkililerden edinilen bilgiye göre, Meksika'nın

güneyindeki Oaxaca eyaletinde Richter ölçeğine göre 6.6

büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

Yerel saatle 06.50'de (TSİ 14.50) 44 kilometre derinlikte

meydana gelen depremin, bazı binalarda hasara yol açtığı

 

bildirildi.

Depremin, ülkenin güneyi, merkezi ve doğusunda da hissedildiği kaydedildi.

Oaxaca

Sivil Savunma Yetkilisi Cesar Narvaez,

"Depremde herhangi bir ölüm haberi almadık,

sadece küçük çaplı hasarlar söz konusu"

dedi.

 

AA